fbpx

Medya; demokrasinin temelini oluşturan halkın, seçme hakkını kullanacağı ve tercih edeceği siyasi yapıyı tanımasını sağlamaktadır. Demokratik bir düzlemin oluşabilmesi için halkın; tercihini etkileyecek projeler ve çalışmalar hakkında bilgi sahibi olması ve eğilimini bu yönde yapması gerekmektedir. Bu gibi bilgilere ulaşmak için en etkin yol da medya olarak karşımıza çıkmaktadır. Medya; siyasal örgütlerle halk arasında mesaj iletimini üstlenir. Özgür yayıncılık anlayışı olarak halkı doğru bilgilendirmek ve halkın en doğru bilgilere ulaşmasını sağlamak medyanın asli görevi sayılabilir. Ayrıca yeni medya veya sosyal medya olarak adlandırdığımız dünyanın da gücü yadsınamaz düzeyde büyük duruma gelmiştir. Öyle ki siyasi kararları doğrudan etkileyecek düzeye ulaşmıştır. Bu bağlamda medya doğru şekilde işletildiğinde azınlık olan topluluklarında kendi fikirlerini net şekilde anlatabildiği ve savunabildiği bir ortam oluşmasını sağlamakla görevlidir.

Medya ile demokrasinin ilişkisini daha net anlatabilmek için örnekler verecek olursak; 2002 Türkiye Genel Seçimlerinde kuruluşunun üzerinden henüz 1 yıl kadar zaman geçmiş olan bir siyasi yapının dönemin medya güçleri tarafından desteklenmesiyle tek başına iktidara gelmesi sayılabilir. Dönemin medya güçleri bir siyasi yapıyı ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal buhranın kurtarıcısı olarak defaatle lanse etmesi bu yapıyı iktidara taşımıştır. Ardından yapılan etkili çalışmaların yine halka hızlı ve etkin bir biçimde ulaştırılmasıyla bir sonraki seçimde de bu siyasi yapının gücünü artırarak iktidarını korumasını sağlamıştır.

Bunun dışında olumsuz sonuca yol açan bir örnek verecek olursak; siyasi iktidara yakın medya kuruluşları tarafından muhalefet aleyhine düzenli olarak yürütülen kara propaganda sonucu halkın seçimlerde tercih hakkını mevcut iktidardan yana olarak sürdürmesi sağlanmıştır. Muhalif siyasi yapılar yeteri kadar medya desteğine sahip olmadığından halka kendini net ifade edememiş ve iktidar karşısında hezimete uğramaktan kurtulamamıştır. Siyasette etkin bir biçimde kendini ifade etme imkânı bulamazsanız ve halka ulaşamazsanız zafer kazanamazsınız. Günümüzde özellikle orta yaşlı ve yaşlı kesimin tercih haklarını en çok yönlendiren TV kanallarıdır. TV yayınları muhalefetten yana olmadığı için siyasi iktidarın seçim başarısını istikrara dönüştürmesi de kaçınılmaz olmaktadır.

Medya gücünün kamuoyu oluşturmada oldukça etkin olduğu gerçeği de bir diğer örnek olarak görülebilir. İktidar ya da muhalefet halkı bir konuda etkilemek istiyorsa bunu medya gücüyle yapmayı tercih etmeleri gerekiyor. Çünkü halka doğrudan ulaşabilecekleri en etkili yol medya. İçinde bulunduğumuz salgın döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışmalarını medya ile sürekli ve steril olarak paylaşarak bir kamuoyu oluşturmuş ve büyük sempati kazanmıştır. Yapılan tüm çalışmaların halkın yararına olması ya da öyle anlaşılmasını istedikleri şekilde çalışmalar yapmaları medyayı nasıl doğru kullanabileceklerinin göstergesidir.

Bunların dışında sosyal medya platformları üzerinden de halka ulaşmak oldukça kolay hale gelmiş durumdadır. Özellikle Twitter bu konuda en etkili kanal olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan faaliyetler ve planlanan projeler burada anında gündeme gelmekte ve halka ulaşmaktadır. Ya da burada gündem olan bir konu hakkında siyasi iktidarlar eğilimlerini bu yöne kaydırmaktadırlar. Bu da halkın doğrudan yönetimde olmasını sağlamaktadır. Demokratik bir biçimde haklarını aramak ya da kendilerini ifade etmek konusunda sosyal medya etkili bir iletişim aracıdır.

Ama konuyu etik olarak değerlendirecek olursak medya organları demokrasinin oluşabilmesi ve herkesin kendi fikrini özgürce ifade edebilmesi için tarafsız ve objektif olmak zorundadır. Ne yazık ki günümüz Dünya’sında böyle bir objektiflik söz konusu değildir.

Siyaset ise medya ile bağıntılıdır. Günümüz dünyasında ayakta kalabilmek için ana akım medya olarak ifade edilen medya kuruluşları da siyasetle bağıntılıdır. Siyasi yapılar ve liderler propaganda yapabilmek için etkin bir medya gücüne ihtiyaç duymaktadırlar. Kamuoyu oluşturmak için medya gücü oldukça önemlidir. Siyasi yapılar bu durumun farkında olduklarından kendilerine yandaş medya grupları oluşturmak istemekte veya mevcut medya gruplarını desteklemektedirler. Bu sayede medya gruplarından destek görmek kaygısı taşımaktadırlar. Medya grupları da özellikle ekonomik olarak ayakta kalabilmek için siyasi yapıların kendilerine verecekleri desteklere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu destekler genellikle reklam faaliyetleri üzerinden maddi olarak yapılmaktadır. Sosyal medya platformları da özellikle seçim dönemlerinde siyasi yapılar tarafından etkin bir biçimde kullanılmak istenmekte ve burada reklam kampanyaları yoğunluk kazanmaktadır. Burada da yine karşılıklı menfaat durumu söz konusudur. Siyasi yapılar propaganda yaparken sosyal medya platformları da ekonomik olarak güçlenmektedir.

Bu konuda örnekler vermeye kronolojik olarak başlamak istiyorum. Ülkemizin yakın tarihinde belki de en önemli olay Kurtuluş Savaşı’dır. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara’da bulunan Heyet-i Temsiliye üyeleri ve Millî Mücadelemizin Lideri Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 23 Nisan 1920’de meclisi açmadan önce İstanbul Hükumetinin anti propaganda faaliyetlerine hızlı şekilde cevap verebilmek ve halkı Millî Mücadele’ye destek vermeye ikna edebilmek için 6 Nisan 1920’de Anadolu Ajansı’nı kurdular. Dönemin en büyük hatiplerinden biri olan ve Sultanahmet Meydanında yüzbinlere seslenen Halide Edip Adıvar ve ATATÜRK önderliğinde kurulan bu ajans en önemli faaliyetlerinden birini İstanbul’da bulunan ve işgal kuvvetleri ile birlikte hareket eden Damat Ferit Hükumetinin karalama kampanyalarına karşı propaganda oluşturmaktır. Hükumet tarafından atanmış olan Şeyhülislamın Millî Mücadele hakkında verdiği fetva ve karşı koyma emirlerinin halkta karşılık bulmaması için Anadolu’nun dört bir yanına bildiriler göndermiş ve halkı işgal karşı bilinçlendirmiştir. Bu sayede halkın Millî Mücadele’ye olan desteği artmış ve bu mücadeleden zaferle çıkılması için büyük katkı sağlamıştır. Ülkemiz tarihinin en değerli medya faaliyeti de bana göre budur.

Dünyada yakın tarihine baktığımızda ise Nazi Almanya’sı ve Adolf Hitler’in medyayı kullanarak yaptığı etkin propaganda faaliyetlerinden söz etmemek olmaz. Aslında Hitler’in Alman halkında kabul görmesini sağlayan ve onun yükselmesinin önünü açan Joseph Goebbels olmuştur. Goebbels, propaganda konusunda oldukça etkili ve güçlü bir isimdir. Nazi Partisi için bildiği tüm propaganda tekniklerini kullanmış ve Hitler’in yükselişini sağlamıştır. “Hipodermik İğne” modeli yaklaşımıyla dayatmacı ve etki altına alan bir propaganda çalışması izlemiştir. Bu yaklaşımda mesaj, ulaştığı insanların bir kısmında herhangi bir etki yapmadığı halde, belli bir beklenti ve arayış içinde olan insanlarda ise büyük etkiler yaratabilmektedir. “Kamuoyu Bilgilendirme ve Propaganda Bakanı” olarak da görev yapan Goebbels, Nazi karşıtı yazarlar tarafından yazılan yirmi binden fazla kitabı Berlin Meydanı’nda yaktırmıştır. Sonrasında ise Almanya’daki tüm medya kuruluşları üzerinde tam kontrol sağlamış ve isteği yönde propaganda faaliyetlerinde onları kullanmıştır. Bu çalışmalarda televizyon, gazete ve özellikle radyo gibi iletişim araçlarından çok etkin bir biçimde faydalanmıştır. Çünkü radyo; yalnızca işitmeye dayalı olduğu için bilgiye ulaşmak ve bilgiyi ulaştırmak kolaydır. Uğraş ve eğitim düzeyine ihtiyaç duyulmaz. İşitsel olduğu için ses ve tonlamalardaki başarı dinleyicinin zihninde imgesel nitelik kazanır. Maliyeti bakımından ucuz ancak ulaşılan hedef kitle fazladır. Yayın için geniş çaplı bir hazırlığa ihtiyaç duyulmaz. Bu etkin propaganda çalışmaları sayesinde 1933’den 1945’e kadar iktidarda kalmasını ve Alman halkının savaşta bile Nazilere destek vermesini sağlamıştır.

Siyasetin medya ile ilişkisinden bahsederken yeni medya içinde yer alan sosyal medya platformlarını göz ardı etmek olmaz. Dünya tarihinde en başarılı sosyal medya seçim kampanyası olarak kabul edilen ve sonucunda zaferi getiren kampanyanın sahibi ise Barack Obama olmuştur. Seçim kampanyasının başına Facebook’un kurucularından Chris Hughes’i getiren Obama, sosyal ağ sitelerini ve oyunları çok iyi kullandı ve bu sayede politikayla ilgilenmeyen gençleri de harekete geçirdi. Facebook, Twitter, Friendfeed ve diğer sosyal ağlar da çok etkin bir şekilde kullandılar. Hatta bir Obama gönüllüsü Myspace’de 160.000 kişilik bir arkadaş grubu yarattı. Obama’ın ilginç bir şekilde, bazı oyunların direkt olarak içine reklam verdi. Obama’nın dijital reklamlar için harcadığı rakam ise yaklaşık 8 milyon dolar. Obama’nın seçim kampanyasında Youtube için hazırlanan resmi videosu 14,5 milyon saat boyunca seyredildi. Bugün televizyon üzerinden 14 milyon saatlik yayın almanın bedel ise 47 milyon dolar. Toplam 400 gün süren kampanya sürecinde videoları tam 889 milyon defa izlenerek bir rekor kırmıştır. Sosyal medya dışında yeni medyayı da etkin kullanarak seçimden zaferler çıkmayı bildi.

Türkiye’de ise sosyal medyayı etkin kullanarak zaferle sona ermiş bir seçim kampanyasından söz edecek olursak 2019 Yerel Seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olan Ekrem İmamoğlu’nun kampanyası olabilir. Adaylığı açıklandığında pek çok kişi tarafından tanınmayan, hakkında bir ilçe belediye başkanı olduğu dışında bir şey bilinmeyen biriydi. Ancak seçim döneminde özellikle Twitter’ı o kadar etkin kullandı ki takipçi sayısı bir süre sonra Cumhurbaşkanı’nı geçti. Seçim döneminde projelerini düzenli olarak Twitter üzerinden paylaşan İmamoğlu, diğer mecraları da en az Twitter kadar etkin kullandı. Çalışmalarında Obama’nın kampanyasından esintileri fazlasıyla hissettiğimiz İmamoğlu’nun seçimden başarıyla çıkmasının ve tekrarlanan seçimde farkı daha fazla açmasının en önemli unsurlarından birinin sosyal medya olduğu gerçeği yadsınamaz.

Tüm bu bağlamlarda demokrasi, medya ve siyaset ilişkisini değerlendirecek olursak demokrasinin sağlam bir temele dayanması için bağımsız ve özgür bir medya gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ilişkiye siyasi yapılar da eklendiğinde bağımsız medyanın siyasi yapılara eşit mesafede olması ve demokrasinin temel unsuru olan halkı doğru bilgilendirmesi ve eğilimlere manipülatif bir etkide bulunmaması gerekmektedir. Böylece hem özgür düşünce ortamı oluşacak hem de demokrasi sağlam temellere oturacaktır. Siyasi yapılar ise eşit şartlarda yarışacak ve bir grubun değil tüm halkın ortak değerleri iktidarda kendisine yer bulacaktır. Ülkemiz bu kapsamda henüz bu seviyede bir demokrasiye sahip değildir. Gelecek yılların gerçek demokrasi ortamını getirmesi dileğiyle…